Gümüşova
Menüler
Google Reklamlari
Google Reklamlari

Köyümüz

Köyümüz hakkında genel bilgiler
KÖYÜMÜZÜN KURULUŞU VE TARİHÇESİ

Köyümüzün halkı Doğu Karadeniz kökenlidir. Trabzon ve Giresun yörelerinden 1897 yıllarında gelmişlerdir. 1893 Osmanlı-Rus harbi sonucu, Doğu Karadeniz'in işgale uğraması nedeniyle göç etmek zorunda kalanlardandırlar. İlk gelenler ise Hat Osman Çavuşoğlu, Hamzaoğullarından müderris Salih Efendi, Cinal Ogullarından (Cin Ali) Hacı Mustafa, Molla Ahmet Oğullarından Bilal Efendi, Haşimoğullarından Haşim Hoca, Çatalbaşoğullarından Emin Efendi, Dagalı (Oğuzlu) Oğullarından Molla Mahmut Efendi, Girpi Oğullarından Salih Efendi'dir.

İlk gelenlerden olan Hat Osman Çavuşoğlu Akçaşehir'in (Bugünkü Düzce) bir köyü olan İstilli'ye yerleşir. Fakat Gölyaka'da bulunan Efteni Gölü'nün bir kısmının bataklığa dönüşmesi sonucu başgösteren salgın hastalık (Sıtma) nedeniyle burada tutunamayarak, Karasu'nun bir köyü olan Uluçukur'a yerleşir... Kızından olan bir de Salih adında torunu vardır ve torunu İstanbul'da medrese tahsili yapmaktadır.

Salih Efendi  İstanbul'da medrese tahsilini tamamladıktan sonra dedesini bulmak için (Osman Çavuş'u) Düzce'ye gelir. Dedesini bulamayan Salih Efendi, geri dönerken Düzce'nin Yongalık köyünde konaklar. Köyün imamı yoktur. Salih Efendi'nin imam olduğunu ögrenen köylüler, köyde kalması ve kendilerine imam olması için ricada bulunurlar. O da kabul eder ve burada iki yıl kadar kalır. Bu esnada dedesinin Uluçukur'da olduğunu öğrenir ve Uluçukur'a giderek dedesini de alıp geri gelir. İleride kendilerine köy kurmak için yer verirlerse tekrar köye imam olabileceğini belirtir ve buna köy halkını razı eder.

Bunun üzerine Yongalık köyü sınırları içinde kendilerine gösterilen yerde bir köy kurarlar. Burada büyük bir ardıç ağacı bulunduğundan köye de "Uzun Ardıç" , bugünkü adıyla Ardıçdibi köyü adını verirler.

Buraya yerleşen Salih Efendi ve dedesi geride kalan akrabalarını mektupla çağırırlar  ve yukarıda saydığımız kişiler de köye yerleşirler. Zamanla köy nüfusu artar. İçinden derenin geçtiği çukurumsu bir yerde bir mahalle daha meydana gelir ve buraya da Deregözü mahalllesi  adı verilir. Fakat bu mahalle köyün biraz dışındadır. Mahalle 24 haneye ulaşmasına rağmen köy yönetimine bu mahalleden kimse alınmadığından aralarında anlaşmazlık çıkar.

Bu haksızlığa son vermek isteyen mahalle sakinleri yeni bir köy kurmak için devlete başvurur ve gerekli izni aldıktan sonra bugünkü Bıçkıbaşı, Espitdüzü ve Deregözü mahallelerinin bulundukları yerde kendi köylerini kurarlar. Deregözü mahallesinden esinlenerek köye de "Dereköyü" adını verirler ve 1958 yılında bugünkü köyümüz kurulmuş olur. Köyün kurulmasına en fazla katkıda bulunanlar ise Halit Taymaz, Hasan Hüseyin Çetin, Şükrü Gündoğdu ve Adem Sadak'tır.

KÖYÜMÜZÜN COĞRAFİ YAPISI


Köyümüz Düzce ilinin Gümüşova ilçesine bağlı bir köydür. Yaklaşık 2600 dönüm ve engebeli bir araziye sahiptir. Yüksekte ve tepe üzerlerinde 2 km'lik bir yol boyunca kurulmuştur. Sadece Deregözü mahallesinde biraz düz alan bulunmaktadır.  Köyümüzün içinden geçen tek dere olan Taşhane (Daşana) Deresi buradadır. Bunun haricinde köyün dışından geçen bir de Bıçkı Deresi vardır.

Köyümüzde aşağı yukarı tüm agaç türleri bulunmaktadır. Bunların içinde meyve çeşitleri de yerlerini almışlardır. Başlıca  ağaç türleri ise; kayın, karaağaç, gürgen, isteriç (garigen), meşe, kavak, kestane, ceviz, taflan, orman gülü, muşmula, kocayemiş, ıhlamur, citirik, kızılcık ve çınardır.

Tipik bir Karadeniz iklimine sahip olan köyümüzde dört mevsim de şartlarına uygun olarak yaşanır. Genelde iklim ılımandır. Fakat son zamanlarda oldukça bozulan dünya ekolojisine  bağlı olarak, kışın önceki yıllara oranla daha az kar yağmaktadır. Yazları normal sıcak ve yağışlı, kışın  yağmur ve kar yağışlı , ilkbahar ve sonbahar aylari da yağmurlu geçer.

Köyümüz yüksekte kurulmasına rağmen, yine sınırlarımız içinde kalan daha yüksek tepeler bulunmaktadır. Bunlardan bazilari  İşaret, Oturak ve Bıçkı Dağı'nın zirvesi olan Sivri Tepe’dir.

İşaret, adını önceleri  bu tepeye uçaklar için dikilen yön gösterici işaretlerden almıştır. Oturak ise   eskiden bu tepelere çıkan insanların oturmak ve dinlenmek için yapmış oldukları dinlenme yerlerinden almıştır.

Köyümüze yakın olan iki dağ vardır. Bunlar Bıçkı Dağı ve Nüfren Dağı'dır.

Köyümüz birinci derecede deprem kuşağı içinde yer almasına rağmen  zeminin sağlam ve toprak altının kayalık olması nedeniyle depremlerden pek etkilenmemektedir. Tabii bunun yaninda yapıların sağlamlığı da önemli bir rol oynamaktadır.

KÖYÜMÜZÜN GENEL TANITIMI

Köyümüz Düzce İlinin Gümüşova İlçesine bağlı bir köydür. İlçeye uzaklığı 8 km'dir. Doğusunda Ardıçdibi ve Yıldıztepe, batısında Yeşilyayla, kuzeyinde Zekeriya ve güneyinde Yongalık köyleri ile çevrilidir. Ayrıca yine kuzeybatısında Yongalık Köyü'ne bağlı olan Lazlar Mahallesi (Devrek) bulunmaktadır. Yıldıztepe Köyü'ne halk dilinde "Kuşkuş", Yeşilyayla Köyü'ne de "Bıçkı" denmektedir.

Köyümüz Ankara'ya 230 , Istanbul'a 220 ve Karadenize sadece 45 km mesafededir.
Köyümüz 89 hane ve 298 nüfusludur. Fakat bu nüfus yaz aylarında fındık toplama vesilesi ile köy dışında bulunan insanlarımızın da katılımıyla bir o kadar artmaktadır. Bu artış köyümüze ayrı bir hareketlilik getirmektedir. Fakat fındıklar toplandıktan sonra köy yine eski sessizliğine bürünmektedir.

Köyümüzün en yaşlı insanları Ahmet Çelik (Abdi’nin Ahmet), Emine Danacı (Yetim Emine) ve Hatun Altıntaş’tır ( 2004). Ahmet Celik ile Emine Danacı maalesef aramizdan ayrılmislardır (2008).

Köyümüz eski İpek Yolu’na ve şimdi bu yol üzerinden geçen TEM otoyoluna sadece 1 km mesafededir ve TEM otoyolundan köyümüz görünmektedir.

Köyümüzde üç mahalle bulunmaktadır. Bunlar; Deregözü, Bıçkıbaşı ve Espitdüzü mahalleleridir. Nüfus yoğunluğu Espitdüzü mahallesindedir.

Köyümüzün şu anki muhtarı Arif Usta’dır. Kendisi bugüne kadar seçilen en genç muhtardır.

Yol Durumu: Köyümüzün yolları şu an asfalttır. Fakat ilgisizlik nedeniyle yer yer bozuktur. Deregözü mahallesi biraz çukurda kaldığından başta muhtarlar olmak üzere tüm yetkililer tarafından yıllarca ihmal edilmesi neticesinde yolu doğru dürüst yapılmamış ve asfaltlanmamıştır. Ancak 2005 yılında asfaltlanması yeni köy yönetimince karara bağlanmıştır. Halbuki Deregözü, Ardıçdibi ile köyümüz arasında bir köprü vazifesi görmesine ve tam ikisinin ortasında olmasına rağmen yolu yapılmamış ve köye alınan sulardan su da verilmemiştir. Yıllarca bu mahallemizi ne Ardıçdibi Köyü ne de kendi köyümüz bir mahallesi olarak kabul etmiş, oradaki insanları adeta yalnızlığa itmişlerdir. Ancak herhangi bir ihtiyaç halinde kapılar çalınmıştır. Su anki yeni köy yönetiminin ne yapacağı ise merak konusudur.

Su Durumu: Köyümüz su ihtiyacını Bıçkı Dağı ve ona yakın olan yerlerden getirilen sulardan karşılamaktadır. Bunun haricinde köy içinde bulunan kaynak sularından da büyük oranda yararlanılmaktadır. Bunlardan tam olarak bilinmemesine rağmen 700 – 800 yıllık bir geçmişe sahip olan Soğuksu önemli bir yere sahiptir. Bu su Espitdüzü mahallesine verilmiş ve yol üzerinde bir de ceşme (Ali Paşa Ceşmesi) yapılmıştır. Bunlara ek olarak Katiplerin Suyu denilen su da bu mahalleye verilmiştir. Mahalle boyunca Mehmet Usta, Fazlı Gündoğdu ve Şaban Küçüköztürk tarafından üç çeşme daha yaptırılmıştır. Fakat yaz aylarında yine de sular yetmemektedir.

Egitim Durumu: Köyümüze okul 1972 yılında yapılmıştır. Bundan önceki yıllarda talebeler komşu Ardıçdibi Köyü'ne okula gitmekteydiler. 1972 yılında ise mescit olarak kullanılan bir oda okula çevrilmiş ve 4 yıl boyunca burada eğitim verilmiştir. Daha sonra Köylü - Devlet işbirliği ile Espitdüzü mevkiinde 2,5 dönümlük bir arazi üzerinde lojmanı ile beraber yeni bir okul inşa edilmiş ve halen kullanılmaktadır. Köyümüzden devletin birçok kademelerinde çalışan insanlarımız bulunmaktadır. Bunların çoğunluğunu ise öğretmenler teşkil etmektedir.

Arazi Durumu: Köyümüzde çayır, orman ve tarıma elverişli araziler vardır. Ortalama 110 dönüm mera ve 600 dönümlük de ormanlık alan mevcuttur. Buna etrafındaki dağlar dahil değildir. Ekilebilir arazi ise buralara fındık dikilmesi sebebiyle oldukça daralmıştır. Ancak küçük küçük bahçeler mevcuttur. Bunların toplamı da 200 dönümü geçmemektedir. Köyün toplam arazisi ise yaklaşık 2600 dönümdür. Köyümüz tepelere kurulmuş olduğundan sulanabilir arazi hemen hemen yoktur. Ancak Değirmenyanı mevkiinde Bıçkı Deresi boyunca uzanan 100 – 150 dönümlük arazi sulamaya elverişli olmasına rağmen sulama yapılmamaktadır.

Arazilerin ailelere dağılmasında büyük bir oransızlık mevcuttur. Bazi ailelerin 150 dönüme yakın arazisi bulunmasına rağmen, bazılarının 30 dönüm civarlarında arazisi mevcuttur. Bu arazilerde tarım aletleri olarak kazma, kürek, nacak, balta, tırpan, traktör, pulluk, tırmık, buğday harmanı ve fındık harmanı makineleri kullanılmaktadır.

Son zamanlarda ortaya çıkan ve halk dilinde "Tırtır" denilen araçlar halkı büyük bir zahmetten kurtarmış, aşağı yukarı tüm taşıma ve toprak işleme ihtiyaçları bu araçlarla yapılır hale gelmiştir. Bu araçlar aslında toprak işleme amacıyla piyasaya sürülmüş, fakat Türk Milletinin kıvrak zekası sayesinde taşıma aracına dönüştürülmüş ve son zamanlarda da oldukça modernleştirilmiştir.

Hububat Durumu:Köyümüzün tek geçim kaynağı fındıktır diyebiliriz. Bunun yanında herkes kendi ihtiyaçları için fasulye, domates, patlıcan, biber, kabak, mısır, buğday, soğan, patates, marul ve maydanoz gibi bitkiler yetiştirmektedir. Fakat yeterli değildir. Halk yine ihtiyaçlarının büyük bir kısmını pazarlardan karşılamaktadır.

Köyümüzde çok çeşitli meyveler bulunmaktadır ve köylümüz bunu kendi ihtiyaçları için kullanmaktadır. Başlıcaları; erik, elma, armut, vişne, kiraz, dut, üzüm, ayva vb.

Hayvancılık: Köyümüzde genellikle karasığır (yerli) ve koyun hayvancılığı yapılmaktadır. Bunun yanında tavukçuluk da önemli bir yer tutmaktadır. Bu hayvanlardan et, süt, yumurta gibi ihtiyaçlar karşılanmakta, ihtiyaç fazlası ise aile bütçesine katkıda bulunmak amacıyla pazarlarda satılmaktadır.
Son zamanlarda devlet eliyle hayvan besihaneleri kurulmaya çalışılmış, fakat paraların başka amaçlarda kullanılmaları nedeniyle bunda başarılı olunamamıştır.

Ulasim Durumu:Köyümüz Gümüşova ilçesine 8 km, Düzce’ye 25 km, Bolu’ya 75 km ve Sakarya’ya 60 km'dir. TEM otoyoluna 1 km, D-100 karayoluna ise 8 km'dir. Ancak TEM otoyolundan köy yakınlarında herhangi bir çıkış olmadığından İstanbul yönünden gelindiğinde Hendek çıkışından, Ankara yönünden gelindiğinde ise Gölyaka – Gümüşova çıkışından çıkıp Gümüşova üzerinden köyümüze ulaşılır.

Ormancılık:Köyümüz bir orman köyüdür ve etrafı ormanlarla kaplıdır. Buna bağlı olarak da havası oldukça temizdir. Ekolojik dengenin bozulmaması yönünden ormanın öneminin çok olmasına rağmen, köylülerimiz bu konuda yeterli şekilde bilgilendirilememiştir. Zaman zaman dengesiz ağaç kesimi nedeniyle topraklarımız erezyona uğrayarak, yağmur sularıyla beraber heba olup gitmektedir. Şu ana kadar da buna herhangi bir önlem alınmamıştır. Özellikle Deregözü mahallesinde bulunan mera tam bir heyelan bölgesi olup, buradan her yağmur yağdığında azımsanamayacak derecede toprak sel sularıyla beraber yok olup gitmektedir.

Son 76 yılda ormancılığın takip ettiği seyir: 1928 yılından 1930 yılına kadar devlet tarafından taban-kalas için kestane ve karaağaç işletilmistir. 1935 – 1938 yılları arasında yine devlet eliyle tren yollarında kullanılmak üzere treviz elde etmek amacıyla orman kesimi yapılmıştır. Aynı amaçla 1945 – 1947 yılları arasında kesim yapılmıştır. 1943 – 1946 ve 1951 – 1952 yılları arasında da kibrit üretimi amacıyla devlet eliyle kavak kesimi yapılmıştır. 1943 – 1945 yılları arasında bunlara paralel olarak maden ocağı direği için geniş çaplı bir kesim daha yapılmıştır


1930 yılından 1975 yılına kadar Küçük Melen’den Gümüşova’ya kadar olan yaklaşık 30 köyün yakacak ihtiyacı da devletçe verilen izinle köyümüz ormanlarından (Bıçkı Dağı) temin edilmiştir. Yapılan bunca tahribattan sonra ise devlet tarafından bu ormanlara çürük raporu verildiği söylenmektedir.
Köy halkının tahribatına gelince; köyümüz orman içine kurulu olduğundan halk ekim ve dikim yapabilmek amacıyla ormanları açma yoluna gitmiştir. Kullanılabilir arazinin büyük bir bölümü bu yolla sağlanmıştır. Uzun yıllar köy halkı geçimini odun satarak temin etmiştir.

Köy yaşlılarından edinilen bilgilere göre 40 - 50 yıl önce bu ormanlar arasından güneşi görmenin mümkün olmadığı kadar gürmüş. Fakat hele 1978 – 1981 yılları arasında bu ormanlarda iki-üç kişinin ellerini birleştirerek kucaklayamadığı 300 – 400 yıllık ağaçlar adeta şuursuzca bir katliama uğramış ve 3 yıl boyunca bu katliam sürmüştür.

Bıçkı Deresi’nden buz gibi, berrak ve güldür güldür akan suyun sesi 1 - 1,5 km öteden duyulurken, bazılarının, ağaçların büyük bir gürültüyle yıkılışını zevkle seyretmek, bazılarının para kazanmak ve bazılarının da kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yaptıkları katliam neticesinde suların gürültüsü yerini büyük bir sessizliğe bırakmıştır.

Her tarafından sular fışkıran Bıçkı Dağı adeta küstürülmüş, fakat intikamını da almıştır. Çünkü bu kıyımı yapanların bir çoğunun sonu pek de iyi olmamış, kazandıkları paralardan da herhangi bir hayır görememişlerdir. Böylece hem ilahi adalet yerini bulmuş, hem de doğa intikamını almıstır. Bir agacın ortalama yetişme süresini 30 yıl olarak hesaplarsak, yapılan katliamın boyutlarının ne kadar korkunç olduğunu görmek hiç de zor olmasa gerek.

Bıçkı Dağı yine doğanın kendi gayretleri neticesinde yavaş yavaş tekrar yeşillenmeye ve ağaçlar büyütmeye başlamıştır. Fakat işin en acı yönlerinden bir tanesi, asıl ormanları koruması gerekenler de bu katliama iştirak etmişlerdir.
Umarız devlet halkımızı ormanların korunması yönünde yeterince bilgilendirir ve şu anki hazır ormanları daha özenle korur.

Avcılık: Fındıklara yapılan bilinçsizce ilaçlamalardan dolayı köyümüzde kuş türleri hemen hemen yok olmuşlardır. Bundan 20 - 25 yıl öncesine kadar köyümüzün her tarafı cıvıl cıvıl kuş sesleriyle yankılanırdı. Bu sesler adeta insanın ruhunu okşardı. Fakat bugün kuşlar köyümüzde sayılacak kadar az kalmışlardır. Hatta yaz - kış hiç eksik olmayan kargalar bile yok olmuşlardır. Avrupa ülkelerinde kullanılması kesinlikle yasak olan ilaç ve gübrelerin ülkemizde serbest olması acaba ne kadar doğrudur? Bu konudaki yorumu sizlere bırakıyoruz.

Ormanlarımızda yaşayan kuşlar ise bu konuda oldukça sanslı olduklarından herhangi bir ilaçlamadan etkilenmeden yaşamlarını devam ettirebilmektedirler. Fakat yine insanlarımız tarafından yapılan kuş avcılığı, üveyik, keklik, güvercin gibi kuş türlerini hemen hemen yok etmistir. Önceleri bol olarak bulunan tavşanlara rastlamak da dengesiz avcılık yüzünden pek mümkün olmamaktadır. Kış aylarında ise yaban domuzu avcılığı yapılmaktadır.

Tarihi ve Kültürel Yapısı: Köyümüz oldukça eski bir yerleşim alanı olmasına rağmen o günlerden kalan herhangi bir tarihi eser yoktur. Bundan 30 yıl öncesine kadar Espitdüzü mahallesinde kilise kalıntıları görülmekteydi. Köyümüz eski İpek Yolu'na çok yakın olduğundan definecilerin de iştahlarını kabartmıştır. Fakat kaçak olarak yapılan bu kazılardan bir iki taş mezarın haricinde herhangi bir şey bulunamamıştır.
Köyümüz sınırları içinde kalan Kocataş mevkiinde de define aramaları yapılmıs fakat herhangi bir şey bulunamamıştır. Heybetli duruşundan olsa gerek, Kocataş'a cinlerle ilgili efsaneler yakıştırılmıştır.

Sportif faaliyetler: Köyümüzde herhangi bir sportif faaliyet maalesef yapılmamaktadir. Ancak yaz aylarında köyler arası futbol turnuvaları düzenlenmekte ve köyümüz de bunlara iştirak etmektedir. Dogru dürüst bir futbol sahası yoktur. Espitdüzü mahallesinde küçük düz bir alan greyderle düzeltilerek az da olsa futbol oynamaya elverişli hale getirilmiştir. Fakat son zamanlarda bakımsızlık ve ilgisizlik nedeniyle burası da oldukça bozulmuş, hayvanlar için bir mera olmuştur. Yeni muhtarımızdan beklentimiz buranın tekrar futbol oynamaya elverişli hale getirilmesidir.

Komşu Köylerimiz: Komşularımızdan Ardıçdibi Köyü de engebeli arazi üzerine kurulmuştur. Fakat bizim köyümüze nazaran daha düz araziye sahiptir. Alt Mahalle, Kıran ve Üst Mahalle olmak üzere üç mahalleden oluşur. Nüfusu bizim köyden kalabalıktır. Her konuda bizim köyle aynı özelliklere sahiptir.

Yongalık Köyü'nün ise tamamına yakını düz arazi üzerine kurulmuştur. Bu ise Yongalık'a her konuda büyük avantajlar sağlamaktadır. Tarihi ise oldukça eskidir. İpek Yolu'nun tam üzerinde ve şimdiki TEM otoyolunun hemen kenarındadir. İlcemiz Gümüşova'ya 4 km ile en yakın olan köydür. Bizim köyle aynı özelliklere sahiptir. Köyün biraz dışında çıkan ve birçok hastalıklara iyi geldiği söylenen şifalı suyu vardır.

Diğer komşularımız ise köyümüze oldukça uzaktadırlar.


EKONOMİK DURUMU


Köyümüzün coğrafi yapı bakımından arazisi son derece engebeli büyük bir bölümü orman veya fındıklarla kaplı olmasına rağmen tarla tarımı ve fındık fidanlarının düzenli yetiştirilmesi sonucu yöre halkı bu topraklardan en iyi şekilde yararlanmasini bilmiştir.

Köyümüzde başta fındık olmak üzere en çok mısır, patates, fasulye, karalahana, kabak, pırasa gibi ürünlerle elma, armut, kara üzüm, kiraz, dut, ceviz vs gibi meyveler üretilmekle birlikte, fındık dışındaki ürünler ancak ailelerin kendi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yetiştirilmektedir. Diğer gelir kaynaklarının başında hayvancılık, buna bağlı olarak da et, süt ve süt ürünleri gelmektedir.

Bazılarının fındık arazisi bol, bazılarının ise kısıtlıdır. Fakat her yıl fındık olmadığından geçim zor hale gelir. Bu nedenle halkımızın bir kısmı köy dışında yaşamaktadır. Bunlardan bir kısmı ilçelerde, bir kısmı Türkiye’nin başka şehirlerinde, bir kısmı da yurt dışında bulunmaktadır. Fakat genellikle fındık toplama zamanında bu kişiler köye gelmekte, fındıklarını topladıktan sonra yine gitmektedirler. Fakat genelde köyde herhangi bir geçim darlığı bulunmamaktadır.

Köyümüzde yardımlaşma ve dayanışma, komşuluk ilişkileri, aralarındaki alış veriş oldukça iyidir. Çoğu işler imece usulü yapıldığından, ekonomik olarak epey tasarruf yapılmaktadır.

Herkesin kendine ait evi vardir. Evler ahşaplıktan artık beton armeye dönmüş, köyde ahşap ev hemen hemen kalmamıştır.

Köyümüzde birkaç traktör, minibüs gibi araçların yanında "Tırtır"lar da bol olarak bulunmaktadır.

Kaynak: Enver Arıkan
Dereköyü Ögretmeni

Yayınlanma: Cumartesi, 18. Temmuz 2009 (1104 okunma)
Her hakkı saklıdır © Dereköyü Websitesi

Yazdırılabilir Sayfa  Makaleyi bir Arkadaşına öner

[ Geri ]